Orion'un Kuşağı

Ölü Bir Adama Mektuplar-3

12 Ağustos 2016

Ağustos 2016

Merhaba,

Planladığımdan fazla zaman girmiş araya; ama böyle şeyleri kafana takmazsın biliyorum. Rahatlık veren bir his bu.

İlk insanlardan biri olsaydım, varoluşumun üstünden -bizim tabirimizle- sadece bir gün geçtikten sonra dahi, tavla sallayabilir ve bu sırada karşımdakine “Mirim, insanlar son zamanlarda çok değişti…” diyebilirdim. Bunu şu anda da diyebiliyor olmam; fizikte zamanın göreliliği, tıpta konfüzyon olarak adlandırılsın; mesele inan olsun, bu değil.

Çevrede olup bitenleri kötü dublajlı film izler gibi can sıkıntısıyla izliyorum. Pek konuşmuyorum da üzerine, ne konuşacaksın ki değil mi? Ki insan bir yerden sonra umarsızlaşıyor. Bazen şüpheleniyorum, bu, absürdizmin hatalı bir yorumu olabilir mi diye ama n’apalım? Zaten yeterince zeki varlıklar olsaydık; bu kadar gavatça yaşamaz, bunun adına da “değer” demezdik.

İnsanlar kendilerini kandırmaya bayılıyorlar; bence 21. yüzyılın sorunu bu, not energy management! Bunu sana söylüyorum; çünkü korkak, kaçak ve kayıp olan sensin… Sana göre 4 yaşından beri, oysa bana kalırsa ezeliyetle uyuşmamış kanınız.

Kuytudaydım nicedir, sen de pek uzaklarda değildin aslında; ama ben artık gölgelerden çıkıyorum. Geç oldu biraz, anca anca anladım. Gerçek bir şeyler buldum, artık onların peşinden gideceğim. Bunu seninle beraber arayalım isterdim; ama doğruyu söylemek gerekirse senin bunu asla bulabileceğini düşünmüyorum. Halinden memnun olduğuna göre artık benim adıma da sevinebilirsin. Ben kendimi hatırlamaya başladığım için sevinçten kaynaklanan ufak mide krampları bile geçiriyorum (Gece yemek yeme alışkanlığımla ya da genetikle alakalı değil bu kramplar, katiyyen!) Hatırladığım şey unuttuğumdan çok daha karanlıklarına gebe aslında; ama korkmuyorum. Kendimden olanı reddedecek değilim. Gitmeyi beceremeyen birindense, kaçmayı reddeden biri olmak… Nüansı görebiliyor musun? Bendeki de soru, tabii ki görüyorsun. Bakanlardan değil görenlerden oldun hep, ben de en çok buna inanmıştım. Görmek için ışık gerektiğine şartlanmış pozitif bilimciler gibi üstelik.

İhtiyar bir konuşma yapıyorum, cümlelerim bastona dayanarak zar zor ilerliyor gibiler, o yüzden fazla uzatmaya ne gerek var?

Karanlık hala burada. Düşüncelerim hiçbir vakit iflah olmayacak kadar kördüğüm. Kavgalarım asla son bulmayacak. Ama aynaları parçalıyorum, tüm aynaları parçalayabileceğime inandığım için değil; burada ayna olduğunu kabul edip yüzleşebilmek için. İllüzyonların hangileri olduğunu seçemesem de hepsinin birer illüzyon olabileceğini varsayarak daha gerçek bir şeyleri bulmuş halde yaşıyorum. Ya yitip gideceğim, ya da süzülüp uçacağım… Ama buna değecek, seziyorum ve bilirsin ben sezgileriyle hareket eden biriyimdir…

Bu mektubumu seni gömdüğüm yere bırakıyorum; ölü veya diri, fark edeceğini sanmıyorum.

Görüşürüz.

Böyle bi' şeyler de var?

Leave a Comment