Orion'un Kuşağı

hasıraltı barı [+0]

20 Ocak 2016

ortada bir mesele yok.
mesele var canım da
orta yok.
yer sofrası değil ki bu
çıkarıp elde avuçta ne varsa koyabilesin
taksim meydanı da değil
gelmiş geçmiş kim varsa toplanabilsin.

kuytular mesela
kör nokta saydığımız
çok severiz.
hurçlara koyar, naftalinler
ve kaldırırız tüm gizlerimizi.
hasıraltını, yerüstü huzuru sayar
kalabalığa karışırız.
tiksinti gelir kısa bi süre sonra
kalabalıktan kaçarız.
“midemizi kaldıran nedir diğerlerinde”
sorusunu asla ve kat’a cevaplamayız.
yanıtı bilinen sorular cevaplanmaz
ondandır.

ama şu an burada
neden bir istisna
yapmayalım ki diyor Hızır
Hızır mı kim
hayali bir çocuk
hasıraltı isyancılarının en parlağı
büyüdüğünde alayımızı dağıtacak.

sokağın köşesini dönüyorum
kendimden başka kimseyle karşılaşmıyorum.
rutubet kokan merdivenleri takip ederken
kaldırımın beni yutmasına izin veriyorum.
izbe bir bar levhası yanıp sönüyor
okuyorum adını
okumayı yeni sökmüş bir çocuk gibi
“ha-sır-al-tı”

gıcırdıyor
ama kolayca açılıyor teneke kapı
sağol diyorum
sen de zorlasan…
kötü olurdu.

şehir sadece kendimle doluyken
anlıyorum sebebini
yeni yeni…
bakkal, çakal,
iş adamı, el adamı
vuran, vurdurtan
kimi bilmem ne bela
kimi bilmem kim
herkesler burdalarmış
hatta zeki müren’i de görüyorum
ve evet, o da beni görüyor.
bir müzik var
var olan hiçbir şeye benzemeyen.
çürümüş bir koku var
sanıyorum burada
kükürtlü su dağıtıyorlar.

sonra aniden herkes göz göze geliyor
tüm insanlar
aynı anda
herkesle
göz göze geliyor
bakışmanın nasıl bu kadar
çoğulcu takıldığını sormayın.

tüm kuytular çıplak kalıyor o tek bir anda
çünkü kuytular aynalardan ibaretmiş
kaçtıklarımız bir veyahut benzermiş
her şey yansıma ve yanılsamalardan vücut bulurmuş.
tiksinti ve bulantı
karanlığın bu aynalardan sekmesinden doğarmış
mış mış pış pış…

booom!
“hasıraltı” patlıyor ve yerüstüne dağılıyoruz gene
aşağıda olup biteni kimse konuşmuyor
olmamış sayıyoruz
halbuki herkes biliyor
fakat kal-u bela parodisi yapıyoruz
o sebepten konuşmak yasak.

bazen bir meczup çıkarmış
aşağısı diye başlar
diğerlerince
tımarhaneye tıkılırmış.

şimdilerde bi yerlere tıkan yok
herkes, aynı yerde kaçıyor
bildiğini söyleyerek ya da inkar ederek
deli ya da akıllı
fark etmiyor.
lakin meydan dar
çarpıp duruyoruz
birbirimize, yetmiyor
izbe sokaklarda da kendimize
denk geliyoruz.
sarsıntının şiddeti
girdiğimiz rolleri dağıtıyor
toplamıyoruz
giz açığa çıkıyor umursamıyoruz
bu sefer çok pis dağılıyoruz be canım
bu sefer ipin ucunu
eşeklere yediriyoruz.

Böyle bi' şeyler de var?

Leave a Comment