Orion'un Kuşağı

Çıkılmayan Oda

1 Ocak 2016

Kapanan bakkal defterleri, ödeme günü gelen vergiler ve bilumum nihai son gibi, bir seneye atfettiğimiz gün sayısını da doldurduk. Bunun dışında, sürece milenyum olarak bakarsak aslında bir günden diğerine geçmek, kulağınızı kaşımak kadar bile bir öneme sahip değil; bu yüzdendir ki, olduğundan fazla anlam vermeyi veya sahip olduğu anlamı inatla inkar etmeyi saçma bulurum. Bir gün, milenyum olarak bakıldığında limitte sıfıra yaklaşan bir değer alırken, tek başına ele alındığında bir edebiyat eserine* ilham olacak derecede mühim bir bütünlük ve yoğunluk sergiler. Ama burada mesele nereden baktığınız değil… Seneyi bitirip diğerine başlamak tamamen bizim kurduğumuz sistemin bir implikasyonu, olsun varsın, insanız, umut edecek ve yenilenecek sebeplere ihtiyaç duyuyoruz; varsın sebebimiz yılı tamamlayabilmiş olmanın haklı gururu olsun.
Aslında yeni sene muhabbeti sırasında yazılan onca yeni yıl yazısı bana, yaşlanan kişilerin kendi gençliklerine yazdıkları açık mektuplar kadar malayani geliyor. Pek tabii ki bu benim fikrimce böyle, sonuçta siz onları çok samimi bulup ilgi ile takip edebilirsiniz; ama düşününce sene bir günde biter mi güzel kardeşlerim?
Mesela 2015. Bitti mi sizce?
Takvimlerde 5’in yerini 6’nın alması neyi değiştirir? Yani uzay zamandaki ilerleyiş dışında, GERÇEKTEN neyi değiştirir?
2015 bitiş yazısı yazmak değil niyetim, sanırım anlamışsınızdır bundan pek hoşlanmam da… Herkes kendi muhasebesini gövde gösterisine dönüştürmeden içinde yaşarsa gerçekten iyileştirici bir etkisi olabilir ruhlarımız için. Diğer türlü yerine getirilmesi adetten olan bir gelenekten ibaret olarak kalır. Ben de o yüzden eski yıl vs yeni yıl round’u düzenlemeyeceğim. Aslında zaten demek istediğim de tam olarak bu! İstesem de düzenleyemem çünkü güzel kardeşlerim, öyle takvim değiştirmekle 2015 gibi bir yıldan çıkılmaz. Çıkılmayan bir yılla da gerçek mânâda gelmemiş bir yeni yıl kıyaslanamaz. Ama napılır mesela?  Yani napabiliriz? 2015’i geçmek yerine, içine oturabiliriz. Oturup etrafımızdaki kan gölündeki yansımalarımızı seyredebiliriz. Ne vakit seyretmekten yorulur da gölü besleyen kaynakları kurutmak isteriz, işte o vakit isterseniz yeni milenyuma bile girebiliriz. Ama zor kardeşlerim, 2015’ten öyle usulcacık çıkamayacağız. Etrafta bu kadar hayalet hüzünle dolaşırken Güneş’in keyifle üstümüze doğduğunu düşünmeyin sakın! Rehavete kapılmayın, kan gölünün kaynağını kurutmamız lazım. Çünkü kuru kuruya umut etmek iyileşmek istemeyen bir pollyanna doğurur yalnızca… O kadar işte. Ne dediysem ve siz ne anladıysanız o kadarız.
Sağlıcakla kalın.

Böyle bi' şeyler de var?

2 Comments

kubra 1 Ocak 2016 at 09:28

Aytmatov'a yönlendiren bir işaret yıldızı. Bkz. "Gün Olur Asra Bedel".

Reply
Adsız 1 Ocak 2016 at 08:10

yıldız?

Reply

Leave a Comment