Jurnal

Kendine Ait Bir 1+1

17 Şubat 2020

İnsanın kendinden başka hiç kimse olmasına gerek yoktu.

-Virginia Woolf

Çok gürültülü zamanlardayız. Adım başına düşen insan sayısının fişek gibi artması sonucu kişisel alanımız sadece fiziksel olarak değil psikolojik olarak da işgal ediliyor ve bu, yataktan kalktığımız an başlayıp uykuya dalana dek devam ediyor. Üstelik kimi zaman uykumuza dahi musallat olabiliyor. Eminim birçoğunuz yeterince uyuduğu halde bütün gece laf dalaşına girmiş gibi yorgun ve bulanık bir beyinle uyanmıştır bazı sabahlar.

İşte o ağır beyin size gerçek bir yük oluşturur.  Alışkanlık haline gelmiş işlerinizi bir problem çıkmadan yapabilirsiniz bu dalgın halinizle; ama maalesef bunun dışında pek bir şey yapmanız mümkün olmaz; çünkü zihniniz uğultulu bir tepe gibidir. Düşüncelerinizin sesini duyamazsınız. Sonra bu kendinizi duymamaya evrilir ve eğer yeteri kadar zaman tanırsanız, kim olduğunuzdan ve ne yaptığınızdan oldukça uzaklaşabilirsiniz.

Virginia Woolf’un  Kendine Ait Bir Oda’yı yazdığı dönemde, bu metin kadınlara yönelik bir manifesto gibiyken bence günümüzde insan olmaya dair bir manifesto gibi. Bu taraftan okumak da önemli aslında; çünkü hepimizin biraz durup kendimizi dinlemeye, kim olduğumuzu hatırlamaya, nereden gelip nereye gittiğimizi düzenli olarak tartmaya ihtiyacı var. Etrafıma baktığımda bulunduğu anın farkında olan, üreten, hayal kuran, idealleri olan insan sayısının böyleymiş gibi yapan insanlara oranla çok az olduğunu görüyorum. Sanki herkes içten içe bu dalgınlıktan haz duyuyormuş ya da herkesin işine geliyormuş gibi…

Neyse ki bazı insanlar da var ki gerçekten bu gürültüye esir olamayacak kadar özgün ve özgürler, buna bağlı olarak da yüksek bir iç enerjiye sahipler. İşte bu insanlar benim için gerçek ilham kaynağı. Onlarla beş dakika bile olsa oturup konuşmak başka bir işle uğraşırken geçen saatlere hatta günlere bedel. Bugün hayatımdaki bu özel insanlara teşekkür etmek istiyorum. Bu iyi, güzel, dürüst bir insan olmaktan çok daha farklı bir özellik ve maalesef çalışarak elde edilebilecek bir şey olduğunu da düşünmüyorum. Eğer sizin de hayatınızda böyle insanlar varsa hadi gelin bugün onlara bir teşekkür mesajı yazın ya da mail atın.

Hepimizi ilgilendiren şeyse bu insanların bize hatırlattığı gibi gerçekliğe dönmek, zihnimizi uyandırmak, kim olduğumuzu hatırlamak. Kendimize ait bir odaya sahip olmak ve ara ara orada bi’ durup dinlenmek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yıllarca yurtlarda kalmış biri olarak delice özlemini çektiğim şey kendime ait bir evimin olmasıydı. Kimileri yalnız kalmaktan hiç haz etmeyebiliyor; ben yalnız kalmaya bayılıyorum kendi kendime yapacak bir sürü şey bulabilirim ve hiç sıkılmadan saatler geçirebilirim. Ama bunun karakter meselesinin ötesinde bir mesele olduğunu düşünüyorum. Hoşlansanız da hoşlanmasanız da en azından ara sıra kendi başınıza kalabildiğiniz bir alan olmalı. Çünkü kendimiz olmayı öğrenmek zorundayız ve bu dalgın bir zihinle bu gürültünün içinde olabilecek bir şey değil.

Keşke Avatar Aang gibi hava küresi oluşturabiliyor olsaydık, böylece hızlıca ve masrafsız bir kişisel alan oluşturabilirdik. Neyse nihayet kendime ait bir 1+1’e sahibim ve bu tam da daha önce hayal ettiğim kadar güzel bir şeymiş.

Bu sebepten gelin Virginia W.’ye bir kez daha kulak verelim:

“Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..”

Siz kendinize ait bir odaya sahip olmak isteyenlerden misiniz yoksa umurunda olmayanlardan mısınız?

Bu da jurnal sonu şarkınız olsun, öperim.

17.02.20

Böyle bi' şeyler de var?

Leave a Comment